
Genç kız, karşısında duran bu adamın kendine karşı ne hissettiğini bilmediğini fark etti ansızın. Direkt olarak “beni seviyor musun?” deme cesaretini bulamadı kendinde. Adamın, evet deme ihtimalinin pek yüksek olmadığını hissediyordu çünkü. Herşeye rağmen düşüncelerini yarıda keserek, bir solukta adama sorusunu sordu:
“Bana karşı ne hissediyorsun?”
Adam bakışlarını kızdan kaçırarak, yere doğru indirdi. Sanki sorunun cevabını yerde arıyormuşçasına;
“Hoşlantı gibi bir şey sanırım, benimkisi” dedi. Cevap vermiş olmanın rahatlığıyla…
Hoşlantı kelimesi yankılandı genç kızın zihninde. Adam genç kıza karşı hissettiği şeyi, bir bulantı gibi söylemişti sanki...
Hoşlantı… Genç kız, midesinde bir kasılma hissetti aniden. O an her şeyin midesini bulandırdığını duyumsadı. Sevdiği şeylerin bile!
Aşkın vurduğu yer acıyormuş dedi kendi kendine. Daha önce hiç yaşamadığı bu yürek sızısını artık o da biliyordu. Adamın yanından sessizce uzaklaşırken aklında; bu acıyı kendisinin de yaşatmış olabileceği, başkaları vardı yalnızca...
Figen Karaaslan
13.6.2007/İstanbul