30 Haziran 2007 Cumartesi

Yolu hayırsızlardan geçmiş herkese...


Hayırlı biriyse olsun dedik,

Tüm hayırsızları sıradan geçirdik:)


Biz hayırsızları, 100 km öteden kendimize çektik...



Figen Karaaslan

18 Haziran 2007 Pazartesi

Hüzünlü gelinin yüreğimde kalan gölgesi...


11 yıl önce güneyde, küçük bir sahil kasabasına düşmüştü yolum. Mersin’in Aydıncık ilçesine üniversite okumak için gitmiştim. O zamanlar sadece bir bankanın bulunduğu, topu topu iki marketin, bir bakkalın olduğu; özetle çoğu şeyin ya bir tane ya da hiç olmadığı bir yerdi Aydıncık. Okulun son haftası, mezuniyet gecesi için kuaföre saçımı yaptırmaya gitmiştim.

Kuaförde, köşede duran askılıkta 3–4 gelinlik vardı. Gelinliklerin orada olması bana biraz ilginç gelmişti. Çünkü yaşadığım şehirde kuaförlerde gelinlik bulunmazdı. Saçımın yapılmasını beklerken bir yandan da etrafa göz gezdiriyordum. Kuafördeki diğer kadınlar arasından yaşının küçük olduğunu tahmin ettiğim, yanında çok konuşan kadınların olduğu sessiz bir kız dikkatimi çekti. Kendisine söylendiği gibi askıdaki gelinlikler arasından sessizce kendine bir gelinlik seçti ve giyindi. Kız oldukça zayıf olduğu ve gelinlik de üzerine göre dikilmediği için gelinlik, kendisine epey bol durdu. Kızın, aynada duran aksine bakışını gördüğümde çok hüzünlendim. Çünkü herkes bilir ki evlenecek genç kızlar, ömürlerinde bir kere giyecekleri bu en özel günlerindeki giysi için aylar öncesinden gelin dergilerini karıştırır, tek tek modaevlerini gezer ve hayalindeki gelinliği arar. Gelin adayları, kusursuz bir görünüm için istediği gelinliği kendisine göre diktirirken; bu genç kızın evlenirken giyeceği gelinliğinin; sadece 3–4 gelinlik arasından ve düğününe birkaç saat kala daraltılarak üstüne uyduruluyor olması yüreğimi burkmuştu…

Kuaför kadın, kızın üzerine göre gelinliği teğellerken; kızın bundan sonraki yaşamı acaba hep, başkaları tarafından ‘üstüne uydurulan bir yaşam’ mı olacaktı diye düşünmekten kendimi alamadım. Acaba gördüğüm bu sessiz kız, kendi eşini seçebilme özgürlüğüne sahip olabilmiş miydi? Yoksa gönülden seçemediği eşiyle ve gelinliğiyle birlikte, bundan sonraki hayatı ‘üzerine en iyi uydurulmuş bir yaşam’ olarak mı devam edecekti?

Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen unutmadığım, gördüğüm en hüzünlü gelin: Dile getiremesem de, sana o gün gönülden mutluluklar diledim. Umarım şimdi mutlusundur…

Figen Karaaslan
18.6.2007/ İstanbul

17 Haziran 2007 Pazar

Büyümeyen çocuk bakışlarım


Yaşım büyüdü ama
Çocuk bakan gözlerim büyümedi hala.
Vapurda giderken,
Gökyüzünden vapura eşlik eden bulutlar
Şekil değiştiriyor ben bakarken.
................................................


Figen Karaaslan/ 16. 06.2007
Fotoğraf: Enis Saraç

13 Haziran 2007 Çarşamba

Eros bile vurulur bir gün!


Genç kız, karşısında duran bu adamın kendine karşı ne hissettiğini bilmediğini fark etti ansızın. Direkt olarak “beni seviyor musun?” deme cesaretini bulamadı kendinde. Adamın, evet deme ihtimalinin pek yüksek olmadığını hissediyordu çünkü. Herşeye rağmen düşüncelerini yarıda keserek, bir solukta adama sorusunu sordu:

“Bana karşı ne hissediyorsun?”

Adam bakışlarını kızdan kaçırarak, yere doğru indirdi. Sanki sorunun cevabını yerde arıyormuşçasına;
“Hoşlantı gibi bir şey sanırım, benimkisi” dedi. Cevap vermiş olmanın rahatlığıyla…

Hoşlantı kelimesi yankılandı genç kızın zihninde. Adam genç kıza karşı hissettiği şeyi, bir bulantı gibi söylemişti sanki...

Hoşlantı… Genç kız, midesinde bir kasılma hissetti aniden. O an her şeyin midesini bulandırdığını duyumsadı. Sevdiği şeylerin bile!


Aşkın vurduğu yer acıyormuş dedi kendi kendine. Daha önce hiç yaşamadığı bu yürek sızısını artık o da biliyordu. Adamın yanından sessizce uzaklaşırken aklında; bu acıyı kendisinin de yaşatmış olabileceği, başkaları vardı yalnızca...

Figen Karaaslan

13.6.2007/İstanbul

6 Haziran 2007 Çarşamba

Aşkın faturası

O kadar unuttumki seni,
Seni hatırtalayabilmek için
Sonunda, parmağıma ip bağladım:)


Aşkın karşılığında,
Yüreğime kestiğin fatura
Naylon çıktı!