25 Eylül 2007 Salı

Şehre yalnızlık yağdı


Çoğaldıkça yalnızlaşıyorduk biliyorum.
Düşlerimde kayıp bir ses
Uykularıma tutunan.
Çığlık çığlığa,
Cama vuran, yağmurun sesini bastıran…
....................................................................................................
Figen Karaaslan
24.09.2007/İstanbul
(Fotoğrafa tıklarsanız, yağmur yağıyor gerçekten:)

24 Eylül 2007 Pazartesi

Genç sev ki genç kalasın



“Gençlik, rüzgârların savurduğu gül yapraklarının arkasından koşar” demiş N. LENAU.

Son zamanlarda hem kendi çevremizde, hem basında kendinden daha küçük kişilerle birlikte olan insanlara daha sık rastlıyoruz. Üstelik eskiden daha çok genç kızlarla birlikte olan olgun erkekleri duyarken, şimdilerde kendinden daha genç erkeklere âşık olan kadınları da sık duyar olduk.

Belki kendi gençliğimizi gördüğümüz için genç sevgiliyle birlikte oluyorduk. Kim bilir? “eyvah gençlik elden gidiyor diye düşündükçe gençliğe, gençlerle daha çok yaklaşıyorduk.

Aradığımız yıllar önce kaybettiğimiz masumiyet de olabilirdi, genç bedenlerde ve zihinlerde tekrar bulmaya çalışılan...

Genç sevgiliyle birlikteyken, kendimizi onun yaşında hissediyorduk. Yıllar geri çağırılıyordu bir anlamda, hayata giren genç sevgiliyle… Genç hissettikçe de gençleşiyorduk adeta. Gençliğinin ateşini ve enerjisini alıyorduk genç sevgiliden. Ya da gençlerin hamurları daha yumuşak geliyordu bize. Onları hayatımızın ve duygularımızın kıvamına daha kolay sokabiliyorduk, tecrübeden gelen hünerle.

Gizliden gizliye yüreğimizi en çok titreten, en doludizgin, duygularımıza fren koymadan yaşadığımız gençlik aşkındaydı belki aklımız? Yıllar geçtikçe ve aynı hazzı yaşamaktan artık umudu kestikçe bizi o yıllara götürmesini bekliyorduk, o zamanki aşkımıza en çok benzeyen kişinin...

Her ne için olursa olsun, aşk her yaşta güzel…


Figen Karaaslan

15.09.2007/İstanbul

Yaşamsal Konular: Yaşama ve ilişkilere dair herşey: Şehrinize sonbahar geldi mi?

Yaşamsal Konular: Yaşama ve ilişkilere dair herşey: Şehrinize sonbahar geldi mi?

22 Eylül 2007 Cumartesi

Şehrinize sonbahar geldi mi?






Eylül ayıyla birlikte İstanbul’da sonbahar yüzünü göstermeye başladı.

Büyüdür sonbahar sarılı, kızıllı renkleriyle. İnsanı düşünceden düşünceye daldırır… Hüznün mevsimidir, melankolinin ve romantizmin başkenti gibidir adeta sonbaharda İstanbul…


Yağmurun bıraktığı sonbahar kokusunu çekiyorum içime sigaramla birlikte, her nefeste. Yalnızlık kanımdan daha koyu dolaşıyor damarlarımda.

Hüznün mevsimine karışıyor duygulu anılarım, tüylerim diken diken kırgınlıktan. Kaçıncı sonbahar bu sensiz yaşanan? Kaçıncı yorgun bekleyiş? Bünyem acılara karşı daha dayanıklı olduğu için eskisi kadar ağır seyretmiyor artık sonbahar vakalarım.

Öyle çok yoktun ki, artık varlığın yokluğundan daha acı verir hale geldi.

Yaz, nasıl kalabalığın içine çekiyorsa beni, güz de kalabalığın elinden çekip alıyor sanki. Sanırım ben kendime yakınken, mutsuzluğa da daha yakınım bu mevsimde.



Şehri yalnızlık

Öyle zor ki yalnızlık hazanda
Puslu güneş ışıklarının ısısı
Soğuk taşları ısıtamazken
Benim de boş yüreğim buz kesiyor.

Yolun başı yalnızlık
Sonu yalnızlık.
Bitti sandığım anda
Başlayan yalnızlık,
Şehri İstanbul’da…

Figen Karaaslan
22.09.07/İstanbul

8 Eylül 2007 Cumartesi

Aşk yuvarlaktı...


Sana verdiğim kalbimi

Ayaklarında saydırdın tıpkı bir top gibi.

Sarı kart çıktı benden sana,

Beni her kırışında...

Sen beklenmedik son hamleni de yapıp,

Sahayı terkedip gittin erkenden.


Ben bir başıma kalsam da,

Devam etmeye çalıştım.

Ama aşk iki kişilikti

Ve tek başına oynanmazdı.

Ben 'top yuvarlaktır' diye bilirken

Anladım ki senin aşkın da yuvarlaktı!


Figen Karaaslan

09.06.07-İstanbul