
Koca parkta yalnızlığımla yürüyorum, kimsecikler yok etrafta. Bir tek hafızamın derinliklerindeki anılar eşlik ediyor bana. Onlar da uzaktan koşup geldiler, yalnızlığıma…
Bir ara elim telefona uzanıyor; seni aramak, yol boyu seninle yürümek için. Sonra içimdeki tereddütler galip geliyor ve bu fikrimden vazgeçiyorum.
Koskoca parkta ne gülen çocuklar var; şen gönüllü, umarsız… Ne oynaşan kediler, köpekler var etrafımda. Çocuksuz salıncaklar, kaydıraklar var parkta ve manasızca duruyorlar öylece boşlukta.
Kilometre kareye düşen yalnızlığımı hesaplıyorum anlamsızca. Yalnızlığı damarlarımda hissediyorum o anda adeta. Bir tek ses var etrafta. O da soğuk betona vuran adımlarım. Kaldırımın soğuğuyla ağırlaşan bu sesler, adeta kalbime işliyor her adımımda.
Bu soğuk yalnızlığın içindeki tek tesellim; az da olsa, ışıyan güneşin içimde yarattığı sıcaklık hissi… Yürürken bir salıncağa takılıyor gözlerim, yavaş yavaş ve yorgunca salınan. Salıncakta, terkedilmişliğin yeni izleri var. Anlamını yitirmiş, sıradanlaşmış, eksik bir salıncak gibi şu anki boşluğuyla. Yavaşça salınan bu salıncağa bakarak “bir çocuğun izi” diye düşünüyorum. Yalnızlığın son hali var sanki salıncakta. “Ben buradayım” dercesine hala sallanan, varlığını göstermek istercesine direnen ve bekleyen bir salıncak…
Bunları düşünüp, yürürken; parkı mahalleyle buluşturan kapının eşiğinden geçiyorum. Ve başka bir dünyaya geçmişcesine, düşüncelerim de sıradanlaşıyor.
Yoldan geçen arabalarla, kaldırımda yürüyen yayalarla ve boşluğa çarpıp etrafa yayılan seslerle, yalnızlığım da son buluyor. Ben de, bu hareketli dünyaya ayak uyduruyorum. Ne anılar kalıyor aklımda, ne yalnızlık düşünceleri, ne çocuklar, ne salıncaklar…
Gündelik hayatın sıradan düşüncelerine “merhaba” deyip, kendimi bu düşüncelere teslim ediyorum o anda.
Figen Karaaslan
27.04.2000 – Kıbrıs / Lefkoşa
Kumsal Park
Bir ara elim telefona uzanıyor; seni aramak, yol boyu seninle yürümek için. Sonra içimdeki tereddütler galip geliyor ve bu fikrimden vazgeçiyorum.
Koskoca parkta ne gülen çocuklar var; şen gönüllü, umarsız… Ne oynaşan kediler, köpekler var etrafımda. Çocuksuz salıncaklar, kaydıraklar var parkta ve manasızca duruyorlar öylece boşlukta.
Kilometre kareye düşen yalnızlığımı hesaplıyorum anlamsızca. Yalnızlığı damarlarımda hissediyorum o anda adeta. Bir tek ses var etrafta. O da soğuk betona vuran adımlarım. Kaldırımın soğuğuyla ağırlaşan bu sesler, adeta kalbime işliyor her adımımda.
Bu soğuk yalnızlığın içindeki tek tesellim; az da olsa, ışıyan güneşin içimde yarattığı sıcaklık hissi… Yürürken bir salıncağa takılıyor gözlerim, yavaş yavaş ve yorgunca salınan. Salıncakta, terkedilmişliğin yeni izleri var. Anlamını yitirmiş, sıradanlaşmış, eksik bir salıncak gibi şu anki boşluğuyla. Yavaşça salınan bu salıncağa bakarak “bir çocuğun izi” diye düşünüyorum. Yalnızlığın son hali var sanki salıncakta. “Ben buradayım” dercesine hala sallanan, varlığını göstermek istercesine direnen ve bekleyen bir salıncak…
Bunları düşünüp, yürürken; parkı mahalleyle buluşturan kapının eşiğinden geçiyorum. Ve başka bir dünyaya geçmişcesine, düşüncelerim de sıradanlaşıyor.
Yoldan geçen arabalarla, kaldırımda yürüyen yayalarla ve boşluğa çarpıp etrafa yayılan seslerle, yalnızlığım da son buluyor. Ben de, bu hareketli dünyaya ayak uyduruyorum. Ne anılar kalıyor aklımda, ne yalnızlık düşünceleri, ne çocuklar, ne salıncaklar…
Gündelik hayatın sıradan düşüncelerine “merhaba” deyip, kendimi bu düşüncelere teslim ediyorum o anda.
Figen Karaaslan
27.04.2000 – Kıbrıs / Lefkoşa
Kumsal Park
2 yorum:
yolda yürürken kendi kendime gülümsediğimin farkına varıp
herkes beni deli zannedecek diye gülümsüyorum...:)
orhan veli.......
Koca parkta yalnızlığımla yürüyorum, kimsecikler yok etrafta. Bir tek hafızamın derinliklerindeki anılar eşlik ediyor bana. Onlar da uzaktan koşup geldiler, yalnızlığıma…
Bir ara elim telefona uzanıyor; seni aramak, yol boyu seninle yürümek için. Sonra içimdeki tereddütler galip geliyor ve bu fikrimden vazgeçiyorum.
burada aramak istediğin kimdi. yani o an aklından geçen sevdiğin insanmıydı yoksa o an yalnızlığına eşlik edecek bir arkadaşmıydı... ben sevdiğim insanı arardım. ama o açarmıydı bilinmez. yalnızlığıma eşlik edecek bir tek onu isterdim o parkta. başkası yalan olurdu. ah be figen ben çok seviyorum onu...
Yorum Gönder