
Yine bir bayram zamanı geldi çattı. Çoğu kişinin dört gözle beklediği bu günde hazırlıklar çoktan başladı…
Bu resim çok hoşuma gitti. Resim, insana: Paranın pulun mutlu olmak için tek gereklilik olmadığını, sevdiklerinle hep bir arada olabilmenin çoğu mutluluğa bedel olduğunu, en büyük acılardan birinin kimsesiz olmak olduğunu çok güzel bir şekilde ifade ediyor bence.
Değerlerimizin değerini bilmeli diye düşünüyorum...
70’li ve 80’li yıllarda bayram demek:
Yeni bir ayakkabı demekti.
Yeni bir elbiseydi…
Büyüklerden alınan harçlık demekti
Avuç dolusu, rengârenk ve tatlı şeker yemekti…
Büyükleri ziyaret edip hatır- gönül almaktı.
Çocuklara verilen bez mendil demekti.
Sevdiklerinle bir arada güzel yemekler tatlılar yemekti.
Her zaman bayram:
Sevdiklerini kaybedenler için hüzün günü demek.
Gurbettekiler için buruk bir sevinç demek.
Misafire tutacak şekeri, giyecek giysisi olmayan için iç burkulması demek.
Huzurevindekiler ve çocuk esirgeme kurumundakiler için hüzünlü bir bekleyiş demek…
90’lı ve 2000’li yıllarda bayram demek:
Tatil yapmak demek.
Arife ya da bayramın 1. günü yola koyulmak, tatilin son günü eve dönüş günü demek.
Yollarda bir sürü kaza demek.
Gazete ve TV’lerde bir sürü ölüm ve sakatlık haberi demek, dolayısıyla bir sürü acı demek…
Haydi, gelin hepimiz elbirliğiyle bayramların anlamını daha da güzelleştirelim. Şimdi de bayramlar hep sevinç olsun, neşe, sağlık, hoşgörü, mutluluk, barış ve gönül alma olsun…
Nerde o eski bayramlar demeyelim ve dedirtmeyelim. Bayramları hep bayram havasında yaşamak dileğiyle…
Figen Karaaslan
22.08.07 /İstanbul
Yeni bir ayakkabı demekti.
Yeni bir elbiseydi…
Büyüklerden alınan harçlık demekti
Avuç dolusu, rengârenk ve tatlı şeker yemekti…
Büyükleri ziyaret edip hatır- gönül almaktı.
Çocuklara verilen bez mendil demekti.
Sevdiklerinle bir arada güzel yemekler tatlılar yemekti.
Her zaman bayram:
Sevdiklerini kaybedenler için hüzün günü demek.
Gurbettekiler için buruk bir sevinç demek.
Misafire tutacak şekeri, giyecek giysisi olmayan için iç burkulması demek.
Huzurevindekiler ve çocuk esirgeme kurumundakiler için hüzünlü bir bekleyiş demek…
90’lı ve 2000’li yıllarda bayram demek:
Tatil yapmak demek.
Arife ya da bayramın 1. günü yola koyulmak, tatilin son günü eve dönüş günü demek.
Yollarda bir sürü kaza demek.
Gazete ve TV’lerde bir sürü ölüm ve sakatlık haberi demek, dolayısıyla bir sürü acı demek…
Haydi, gelin hepimiz elbirliğiyle bayramların anlamını daha da güzelleştirelim. Şimdi de bayramlar hep sevinç olsun, neşe, sağlık, hoşgörü, mutluluk, barış ve gönül alma olsun…
Nerde o eski bayramlar demeyelim ve dedirtmeyelim. Bayramları hep bayram havasında yaşamak dileğiyle…
Figen Karaaslan
22.08.07 /İstanbul
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder