
Gün geçmiyor ki yurdumdan güzel bir haber duymayalım. TÜSİAD Türkiye’de Toplumsal ve Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nu güncellemiş. 1988–2006 yıllarının karşılaştırıldığı rapora göre, kadınların iş gücüne katılma oranı ve istihdam payı her yıl gerilemiş.
Haber sütunlarında “gelişmekte olan bir ülke” olarak yer alan ülkemizde işsizlik oranı bu kadar fazlayken ve günden güne artarken sanırım bu çok normal bir sonuç. Erkek egemen bir toplumda, kadının yaptığı işi ve başarısını hala hafife alanların çok olduğu vatanımda normal bir yansıma bu diye düşünüyorum.
Yaptığım işle ilgili, erkeklerden o kadar çok duydum ki “senin yaptığın da iş mi? diye başlayan ve “ben her gün…” diye devam eden cümleler… Erkeklerin çoğunun hala kadınların evde oturup, ev işi yapması gerektiğini savunduğu bir ortamda, kadınların çok duygusal ve erkekler kadar zeki olmadığını düşündükleri için iş hayatında çok da başarılı olmadıklarını savunan bir coğrafyada kadın istihdamının geriye sayması çok normal. Kadına, erkek kadar değer verilmeyen bir toplumda, kadının düşünceleri ve yaptıkları önemsiz görülüyor. Erkek işvereni tarafından çok önemli görülmediği için kadının yaptığı işe biçilen değer de doğal olarak az oluyor. Tabii herhangi bir korkusu olmadığı için kadın çalışanı ezmeye çalışma, susacağını ve kaba kuvvet kullanamayacağını düşünerek rahatça kötü söz söyleme, hatta kimi zaman sözlü ve fiziki tacizleri de üstüne eklersek, kadınlarımız çalışma ortamından çok kolay soğutuluyor ve uzaklaştırılıyor.
Lafta onaylamadığımız ama bu durumu engellemek için de hiç çaba göstermediğimiz kadınlar; evlerinde yemek yapan, dantel ören, az okuyan, çok kadın programı ve dizi izleyen, susan, sorgulamayan, ekonomik özgürlüğü olmadığı ve doğal olarak da üretemediği için evde bir de eşinin sözleriyle ezilen bir cinsiyet haline indirgeniyor.
Haber sütunlarında “gelişmekte olan bir ülke” olarak yer alan ülkemizde işsizlik oranı bu kadar fazlayken ve günden güne artarken sanırım bu çok normal bir sonuç. Erkek egemen bir toplumda, kadının yaptığı işi ve başarısını hala hafife alanların çok olduğu vatanımda normal bir yansıma bu diye düşünüyorum.
Yaptığım işle ilgili, erkeklerden o kadar çok duydum ki “senin yaptığın da iş mi? diye başlayan ve “ben her gün…” diye devam eden cümleler… Erkeklerin çoğunun hala kadınların evde oturup, ev işi yapması gerektiğini savunduğu bir ortamda, kadınların çok duygusal ve erkekler kadar zeki olmadığını düşündükleri için iş hayatında çok da başarılı olmadıklarını savunan bir coğrafyada kadın istihdamının geriye sayması çok normal. Kadına, erkek kadar değer verilmeyen bir toplumda, kadının düşünceleri ve yaptıkları önemsiz görülüyor. Erkek işvereni tarafından çok önemli görülmediği için kadının yaptığı işe biçilen değer de doğal olarak az oluyor. Tabii herhangi bir korkusu olmadığı için kadın çalışanı ezmeye çalışma, susacağını ve kaba kuvvet kullanamayacağını düşünerek rahatça kötü söz söyleme, hatta kimi zaman sözlü ve fiziki tacizleri de üstüne eklersek, kadınlarımız çalışma ortamından çok kolay soğutuluyor ve uzaklaştırılıyor.
Lafta onaylamadığımız ama bu durumu engellemek için de hiç çaba göstermediğimiz kadınlar; evlerinde yemek yapan, dantel ören, az okuyan, çok kadın programı ve dizi izleyen, susan, sorgulamayan, ekonomik özgürlüğü olmadığı ve doğal olarak da üretemediği için evde bir de eşinin sözleriyle ezilen bir cinsiyet haline indirgeniyor.
Kadını bu noktaya getiren, sonra da getirdiği noktadaki kadını beğenmeyen ve bunda emeği geçen herkese "bravo!" diyorum…
Figen Karaaslan
20.09.08/ İstanbul
Figen Karaaslan
20.09.08/ İstanbul
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder